Yalanlar Dünyası: George Orwell, 1984
Gülseren Delibaş, 26 Şubat 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
Gülseren Delibaş, 26 Şubat 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
Eric Arthur Blair takma adıyla George Orwell 1903-1950 yılları arasında yaşayan ve sosyal bilim kurgu (Distopya) türüyle yazdığı 1984 adlı kitabıyla yirminci yüzyıla damgası vuran bir İngiliz romancıdır. Almanya’nın Hitler’le, Rusya’nın Stalin’le ve İtalya’nın Mussolini ile yaşadığı karanlık günlere de şahitlik etmiştir. İlk baskısı 1949 yılında yayınlanan bu eserinde, savaşların çıkma nedenini diktatör liderlerin ihtiraslarına bağlamıştır. Çünkü bu hasta ruhlu liderler toplumdaki her bireyin hareketlerini, duygularını, hatta düşüncelerini kontrol etme eğilimindedirler.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünya ikiye bölünmüş kapitalizm ve komünizm kıskacında yaşanamaz hâle gelmiştir. Fakat bu kitapta dünya üçe bölünmüş Okyanusya, Avrasya Ve Doğu Asya olarak ele alınmıştır. Kitap, bin dokuz yüz seksenden sonra yaşanan ayaklanmaları, özellikle Okyanusya’daki toplumun yaşantıları konu edinmiştir.
Okyanusya’da bir parti vardır. Partinin başkanı Büyük Birader’dir. Ülkenin dört bir köşesinde posteri asılıdır. Posterin altında da şu sözler yazılıdır: “Özgürlük-Köleliktir”, “Cahillik-Güçtür”, “Savaş-Barıştır”. Partinin kullandığı slogan da 2+2=5’dir.
Partide dört bakanlık bulunmaktadır. Bunlar; “Sevgi Bakanlığı (Korkunun ve baskının hâkim olduğu), Barış Bakanlığı (Savaşı savunan), Gerçek Bakanlığı (Yalanlarla örülmüş bir bakanlık) ve Varlık Bakanlığı (Yokluğun hüküm sürdüğü).
Partide; Kardeşlik Örgütü gibi birçok örgüt de bulunur. Oralarda çalışanlar çok sıkı takip ediliyordur. Ayrıca bakanlıklarda çalışan memurlar dış parti üyeleridir. Yemek, içmek, uyumak ve çalışmak dışında zamanları olmayan yalnızlığa itilmiş bir zümredir. Bireysel ilişkiler, âşık olmak, cinsel ilişki, eğlence vb. yasaklanmıştır. Hepsinin evinde sürekli gözetlendikleri, seslerinin kaydedildiği bir tele ekran bulunmaktadır. Proleter sınıf ise ülke nüfusunun yüzde seksen beşini oluşturan yoksul son derece cahil ve Büyük Birader’e inanan bir kesimdir.
Büyük Birader, dünyada Okyanusya’nın haricinde olan iki güçle bağlantısını hiç koparmaz. Avrasya ile savaş hâlindeyken Doğu Asya ile barış imzalar. Doğu Asya ile savaş hâlindeyken ise Avrasya ile barış hâlindedir. Yani savaşın her zaman sürmesi gerektiğini savunur. Çünkü ürettikleri silahlar ve diğer savaş araçlarından kazandıkları gelire her zaman ihtiyaçları vardır. Bundan vazgeçemeyeceklerini savunur.
Kitabın başkahramanı Winston Smith, Okyanusya’da yaşayan ve sisteme karşı sürekli karşıt görüşleri ile bilinen bir kişidir. Büyük Birader’den nefret eder. Düşünce suçlusu olduğunun farkındadır. Partinin Gerçek Bakanlığında çalıştığı hâlde, yakalanacağını bile bile gerçekleri konuşmaktan vazgeçmez. Oradaki işi eski yazıları değiştirip partinin istediği ve savunduğu şekle dönüştürmektir.
Bir gün Büyük Birader hakkındaki düşüncelerini günlüğüne yazmaya karar verir. İşte o zaman işini sorgulamaya da başlar. Nefret Haftası toplantısına katılmadığı parti tarafından öğrenildiğinde izlenmeye alınır. Evini bastıklarında işinden istifa etmek zorunda kalır. Sisteme partili olup da başkaldıran tek kişidir Winston. Bu yüzden de büyük işkenceler görür.
George Orwell’ın bu kitabından birkaç önemli alıntı yapmak istiyorum:
“Düşünce özgürlüğünün ortadan kalktığı yerde yazının ölüme mahkûm olduğu kesindir.”
“Önemli olan yaşamak değil, başarmak hiç değildir, önemli olan insan kalmayı bilmektir.”
“Düşünün… Çünkü henüz yasaklanmadı.”
“İntikam ve cezalandırma fikri çocukça bir hayaldir. Dürüst olmak gerekirse intikam diye bir şey yoktur. İntikam güçsüz olduğunuzda ve güçsüz olduğunuz için gerçekleştirmek istediğiniz bir eylemdir. Güçsüzlük hissi ortadan kalktıktan hemen sonra o arzu da buharlaşır.”
Kitaptan çıkarılacak birçok ders var. Günümüzde de benzer olaylar ne yazık ki yaşanmaktadır. Artık savaşın kirli yüzü görülmeli. Baskı rejimlerinden vazgeçilmeli. Çünkü savaşlar ve dikta rejimleri insanlığa hiçbir zaman fayda getirmemiş. Sonucu hep acı, gözyaşı, hüzün, ayrılık ve kan olmuştur. Atılan bombalar, kullanılan silahlar insanların hayatını kaybetmesine, kimilerinin yaralanmasına ve doğanın ekolojisinin bozulmasına neden olmaktadır.
Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün savaşla ilgili şu sözüne katılmamak mümkün mü?
“Ülkelerin bağımsızlığı söz konusu olmadıkça savaş bir cinayettir.”
Açık Kürsü'de yayımlanan içerikler, doğrudan yazarın kendi sorumluluğundadır.
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu'nun görüşlerini yansıtmayabilir.