Türk Mitolojisi
Gülseren Delibaş, 25 Ocak 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
Gülseren Delibaş, 25 Ocak 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
Mitoloji; “Bir millete veya gruba ait toplanmış söylencelerin tümüne verilen isim veya bunların araştırılmasına dayanan bilim.” olarak tanımlanır. Türk mitolojisi tarihi ise Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen addır. Tarihimize göz gezdirdiğimizde mitolojimiz çok zengin olmasına karşın üzerinde araştırma ve çalışma yapılmadığı için Yunan ve Mısır mitolojilerinin yanında sönük kalmıştır.
Dünya üzerindeki tüm mitolojilerin kaynağı bilindiği gibi destanlardır. Türk mitolojisi de kaynağını diğer mitoslarda olduğu gibi destanlardan almaktadır. Türk destanlarından Yaratılış, Ergenekon, Oğuz, Manas, Alp Er Tunga ve diğerleri incelendiğinde bu zenginlik ortaya çıkacaktır.
Türk destanlarının içeriğindeki kişilerin tarihteki gerçek insanlarla özdeşleştirilmesi gerekçesiyle mitos olmadığı yönünde genel bir yanılgı vardır. Türk mitolojisi, dünya üzerinde çok bilinen Yunan mitolojisi gibi tek bir mitos etrafında gelişmemiş, farklı efsanelerden oluşmaktadır. Ama kökeninde hepsi benzer efsanelerdir. Altay Yaratılış Efsanesi bunlardan biridir. Başlangıçta bir hiçlik var. Ne dünya, ne deniz, ne ağaçlar… Hiçlikten ibaret bir hiç. Bu efsaneye göre tüm evrenin yaratılışında yalnızca iki varlık vardır. Bunlar tanrı Ülgen ile Erlik’tir. Destanda; “Henüz daha evren bir hiç iken iyiliğin sembolü tanrı Ülgen ile kötülüğün sembolü olan Erlik uçuşup duruyorlardı.” şeklinde belirtilmiştir. Yine farklı bir anlatışa göre bir iyilik tanrısı olan Ülgen; ay, güneş ve yıldızlardan yukarıda göğün on altıncı katında yaşamaktadır. Altın kaplı sarayı ve altın tahtı olan Ülgen, çoğunlukla insan şeklinde betimlenmiştir. Ülgenin birçok sıfatı vardır. Parlak hakan, gürültücü, yakıcı ve şimşekçi gibi ifadelerle anlatılmıştır. Bu yönüyle, Yunan mitolojisinde Zeus’u çağrıştırmaktadır. Tanrı Ülgen, insan ve dünyanın yaratılışında baş rolü oynamaktadır. Göğü, güneşi ve ayı o yaratmıştır. Atmosfer olaylarını düzenleyerek yıldızları idare etmektedir. Ülgen’in dokuz kızı ve yedi oğlu vardır.
Türk mitolojisi içindeki destanların hepsinde Erlik şeytanın kendisidir. Bazen cehennemde bazense göğün beşinci ya da dokuzuncu katında oturmaktadır. Erlik’in dokuz kızı ve dokuz oğlu vardır. Türkler’in İslamiyet’i kabulünden sonra Erlik daha çok Şeytan, Cin gibi varlıklarla birleştirilmiştir.
Daha yaygın bir inanç ise bir yaratıcının olduğudur. Baş tanrı ya da Gök tanrı denen bu kişi Kayra Han’dır. Ve Ülgen’in babasıdır. Mitolojilerde kesin bilgiler yoktur. Hikâyeler; yörelere ve ağızlara göre oldukça sık değişmektedir. Tengricilik ya da Gök Tanrı inancı, Türk ve Moğol halklarının, günümüzdeki inanç sistemlerine katılmadan önceki yaygın inancıdır. Tengri, bugünkü Türkçedeki Tanrı kelimesinin eski söyleniş şeklidir.
Genel olarak Türk mitolojisindeki kutsal ruhlar, tanrı ve tanrıçalar; Göktürk efsaneleri, Yakut Türkleri efsaneleri. Altay Yaratılış efsaneleri ve Yenisey Yazıtları’nın farklı anlatılarından türemiştir. Diğer tanrı ve tanrıçalardan da biraz söz edelim. Bunlardan Umay, kadınların tanrıçasıdır. Yaşam ağacının sahibi olarak bilinir. Yeryüzüne bereket saçmaktadır. Gümüş onun rengidir. Bu rengi saçlarından alır. Tüm canlıların yavrularını ve doğayı koruyan bir tanrıdır. Bazı kaynaklarda Umay Ana ya da Doğa Ana olarak da geçmektedir. En büyük görevlerinden biri yeni doğum yapmışları ve yeni doğmuşları kötü ruhlardan korumaktır. Bunu da her zaman yanında taşıdığı ok ve yay ile sağlamaktadır. Çocuğu olmayanların da kendisine kurban adadıkları bilinmektedir.
Kayra Han ise baş tanrı, yaratıcıdır. Tüm tanrıları onun yarattığına inanılır. Bazı kaynaklarda Gök Tanrı olarak geçer. Yaşlı ve bilgedir. Evrenin işleyişini tayin eder. Diğer tanrılar, Ülgen ve Erlik onun kızları ve oğullarıdır.
Türk Mitolojisi unsurları, diğer mitolojilerdeki mitoslar gibi kesin ve düzenli değildir. Bu nedenle dağınık ve Şamanist unsurlardan oluştuğu için üzerinde daha kapsamlı ve çok boyutlu çalışmalar yapılmalı. Bu konuda üniversitelere ve araştırmacılara önemli sorumluluklar düşüyor.
Açık Kürsü'de yayımlanan içerikler, doğrudan yazarın kendi sorumluluğundadır.
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu'nun görüşlerini yansıtmayabilir.