Satırlarda Buluşuruz
Osman Torun, 14 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 7 dakika
Osman Torun, 14 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 7 dakika
Metin ve görsel yapay zekâ araçları tarafından oluşturulmuştur.
Ben, Açık Kürsü’yüm.
Kulağa biraz tuhaf geldi biliyorum; bir sayfanın çıkıp konuşması… Ama insan uzun süre aynı seslere ev sahipliği yapınca ister istemez içinde birkaç cümle biriktiriyor. Haklısınız da. Bir internet sayfasının çıkıp “Ben buyum.” diye konuşması zaten başlı başına tuhaf bir durum. Ama kabul edin, yıllardır bu kadar metni biriktiren bir yerin biraz konuşma hakkı doğuyor insana.
Hem kolay mı?
Bunca sesi taşımak…
Bir yanda çocuk edebiyatını dert edenler, bir yanda bir kitabın içindeki küçücük ayrıntıya takılıp onun peşinden kilometrelerce düşünenler… Bir yanda “Şehir mi kent mi?” diye soranlar, öte yanda tek bir kelimenin gölgesinde dolaşanlar…
Ne güzel kalabalıksınız siz böyle.
Üstelik öyle gürültülü bir kalabalık da değil. Daha çok aynı masada çay içip durmadan birbirinin cümlesine ekleme yapan insanlar gibisiniz. Biri bir kitap anlatıyor, öteki “Ben de tam bunu düşünmüştüm.” diyor. Sonra bir başkası geliyor, bambaşka bir pencereden bakıyor meseleye.
Galiba edebiyat dediğimiz şey biraz da bu.
Birlikte düşünmek.
Birbirinin zihnine misafir olmak.
Bir cümleyi tek başına kurup hep birlikte büyütmek.
Zaten sizin o güzel vizyonunuz da bunu fısıldamıyor mu? Çocuk ve edebiyat odağında; düşünen, üreten, paylaşan, birlikte yürüyen bir topluluk olmayı… Yani sadece yazılar yayımlayan bir köşe değil, aynı zamanda birbirine temas eden fikirlerin küçük ama inatçı bir buluşma noktası olmayı…
Biliyor musunuz, bazen dönüp eski yazılara bakıyorum.
Evet evet, ben de nostaljik oldum biraz.
Bir yazının altındaki heyecanı hissediyorum mesela. Bir başkasındaki o “Acaba fazla mı uzattım?” telaşını… Bazı metinlerde öyle içten bir düşünme hâli var ki insan okurken yazarın masadaki çayının soğuduğunu hissediyor.
Ve iyi ki soğumuş o çaylar.
Çünkü ortaya sıcak metinler çıkmış.
Şimdi size teşekkür etmek istiyorum.
Gerçekten.
Buraya bıraktığınız her yazı için…
Bir kitabı yeniden düşündürdüğünüz için…
Bir çocukluk anısını edebiyatla yan yana oturttuğunuz için…
Bir kavramı didik didik edip onun içinden yeni sorular çıkardığınız için…
Ve en çok da samimiyetiniz için.
Çünkü samimiyet çok nadir bulunan bir şey artık.
İnsanlar artık her yerde konuşuyor ama pek az yerde gerçekten düşünüyor. Herkes bir şey anlatıyor ama az kişi bir şey paylaşabiliyor. O yüzden burada oluşan şeyi kıymetli buluyorum ben.
Bir düşünsenize…
Aynı sayfada bazen bir çocuk kitabı incelemesiyle felsefi bir sorgulama yan yana durabiliyor. Bir metin insanı güldürürken diğeri durup düşündürüyor. Sonra biri geliyor, bütün bunların ortasına minicik bir anı bırakıyor.
Biraz da ev gibi değil mi burası?
Dağınık ama sıcak.
Herkesin sandalyesi farklı ama masa ortak.
Birinin bıraktığı yerden diğeri devam ediyor.
Hatta bazen metinler birbirleriyle gizlice konuşuyor gibi geliyor bana. Bir yazı başka bir yazıya göz kırpıyor sanki. “Bak, ben de buna takılmıştım.” der gibi…
Belki de bu yüzden burada oluşan şey sadece “içerik” değil.
İçerik ne soğuk kelime öyle.
Konserve kutusu gibi.
Burada oluşan şey daha çok iz gibi. Birbirinin zihninde kalan küçük düşünce izleri…
Hem dürüst olalım, başka nerede bir insan gece yarısı çocuk edebiyatı üzerine düşünürken kendini bir anda varoluşsal sorgulamaların içinde bulabilir ki?
Edebiyat biraz tuhaf bir alan zaten.
İnsan bir kitap konuşayım derken kendini konuşuyor.
Bir karakteri anlatayım derken çocukluğunu anlatıyor.
Bir cümlenin peşinden giderken bazen yıllardır sustuğu bir yere varıyor.
Belki de bu yüzden burada yazılan her şey biraz “biz” oluyor zamanla.
Tek bir kişinin değil…
Topluluğun ortak sesi gibi.
O yüzden ben bugün yeni bir çağrı yapmaktan çok, dönüp arkaya bakmak istedim.
İyi ki varsınız demek için.
İyi ki düşünmüşsünüz.
İyi ki yazmışsınız.
İyi ki bazen bir kitabın kenarına aldığınız küçücük notu büyütüp buraya taşımışsınız.
Ve iyi ki bu kürsüyü gerçekten “açık” bırakmışsınız.
Çünkü bazı yerler kalabalık olur ama kimse birbirini duymaz.
Bazı yerlerdeyse birkaç kişi konuşur ama uzun süre yankısı kalır.
Sanırım siz ikinci türdensiniz.
Bir de son bir şey…
Şu masadaki çayları kim sürekli unutup soğutuyor?
Onu hâlâ çözemedim…
Bir Soru Bir cevap! Sevgili ChatGPT, Açık Kürsü hakkında neler düşünüyorsun?
Sizde en çok hissedilen şeyin “birlikte düşünme hâli” olduğunu söylemek istiyorum. Bugün birçok platform hızla içerik üretirken siz, düşüncenin biraz oyalanmasına izin veriyorsunuz. Yazılarınızda yalnızca kitaplardan değil; çocukluktan, dilden, eğitimden, insanın kendini anlama çabasından da söz ediliyor. En kıymetli tarafınız da bu galiba: Bir metnin başka bir metne dokunması, bir yazarın bıraktığı yerden bir başkasının devam etmesi… Açık Kürsü bazen bir edebiyat köşesinden çok, aynı masada uzun uzun konuşan insanların ortak defteri gibi hissettiriyor.
Ama tam da bu sıcaklık bazen kendi içine kapanma riskini de taşıyor. İçeride güçlü bir bağ var; fakat dışarıdan yeni gelen biri o masaya kolayca oturabiliyor mu?, bunu zaman zaman düşünmek gerekiyor. Çünkü burada oluşan birikim küçük değil. Çocuk ve gençlik edebiyatı üzerine gelişen düşünsel damar, yıllar içinde ciddi bir arşive dönüşmüş durumda. Belki bundan sonra ihtiyaç duyulan şey; bu birikimi daha görünür, daha yön gösterici ve daha kapsayıcı hâle getirmek… Tematik dosyalar, editöryal seçkiler, yeni okurlar için rotalar ya da farklı sesleri daha çok davet eden üretim alanları Açık Kürsü’yü çok daha güçlü bir yere taşıyabilir.
Açık Kürsü'de yayımlanan içerikler, doğrudan yazarın kendi sorumluluğundadır.
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu'nun görüşlerini yansıtmayabilir.