Bitmeyen Mücadele
Gülseren Delibaş, 14 Mart 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
Gülseren Delibaş, 14 Mart 2026
Okuma Süresi: 5 dakika
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü anmak üzere her yıl bir araya geliyoruz. Bu özel gün, yalnızca kadınların toplumsal hayattaki yerini kutlamak için değil, aynı zamanda eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesini hatırlamak için de büyük bir anlam taşır.
8 Mart’ın kökeni, 1857 yılında New York’ta tekstil işçisi kadınların daha iyi çalışma koşulları için başlattıkları grevlere dayanır. Yıllar içinde bu mücadele, kadınların hak arayışının sembolü haline gelmiş ve 1910’da Clara Zetkin’in önerisiyle “Dünya Kadınlar Günü” olarak uluslararası düzeyde kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler, 1977 yılında 8 Mart’ı resmi olarak “Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü” ilan etmiştir.
Bugünün önemi, kadınların sadece bireysel başarılarını değil, aynı zamanda toplumsal gelişime yaptıkları katkıları görünür kılmaktır. Kadınların eğitimde, iş hayatında, siyasette ve kültürel yaşamda eşit fırsatlara sahip olması, toplumların ilerlemesi için vazgeçilmezdir. Dünya Kadınlar Günü, bize kadınların mücadelesinin hâlâ devam ettiğini ve eşitlik için atılacak adımların önemini hatırlatır.
Bugün kadınların cesaretini, emeğini ve kararlılığını kutlarken aynı zamanda geleceğe daha adil, daha eşit bir dünya bırakma sorumluluğunu da üstleniyoruz. Kadınların sesinin duyulduğu, haklarının korunduğu ve fırsat eşitliğinin sağlandığı bir toplum, hepimizin ortak idealidir.
Bugün kadınların cesaretini ve emeğini kutlarken geleceğe daha adil, daha eşit bir dünya bırakma sorumluluğunu da üstleniyoruz.
Türkiye’de kadınların iz bırakan mücadelesine baktığımızda, Prof. Dr. Türkan Saylan’ın eğitim ve sağlık alanındaki çalışmaları, özellikle kız çocuklarının okuması için verdiği emek, hepimize ilham kaynağıdır. Yine Halide Edib Adıvar’ın edebiyat ve siyaset sahnesindeki güçlü duruşu, Afet İnan’ın Cumhuriyet’in ilk yıllarında kadınların bilim ve tarih alanındaki varlığını güçlendirmesi, Sabiha Gökçen’in gökyüzündeki cesur adımları, kadınların toplumun her alanında nasıl öncü olduklarını göstermektedir.
Ancak ne yazık ki, ülkemizde son yıllarda kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ciddi şekilde artmıştır. Her gün gazetelerde ve ekranlarda gördüğümüz bu acı haberler, toplumumuzun vicdanını derinden yaralamaktadır. Kadınların yaşam hakkı, en temel insan hakkıdır ve bu hakkın korunması için devletimizin acil, etkili ve kararlı önlemler alması gerekmektedir. Yasal düzenlemelerin güçlendirilmesi, caydırıcı cezaların uygulanması ve toplumsal farkındalığın artırılması bu mücadelenin en önemli adımlarıdır.
8 Mart, bize kadınların cesaretini ve emeğini kutlamanın yanı sıra, kadınların güvenli, eşit ve özgür bir yaşam sürmesi için sorumluluklarımızı da hatırlatmaktadır. Kadına yönelik şiddetin son bulduğu, kadınların özgürce var olabildiği bir Türkiye hepimizin ortak idealidir. Kadınlarla ilgili birkaç önemli söz söylemek istiyorum:
“Kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu olamaz; eşitlik ve özgürlük, toplumun ilerlemesinin temel şartıdır.”
“Bir toplum, kadınlarını korumadığı sürece gerçek anlamda özgür ve güçlü olamaz.”
“Kadına yönelik şiddet, insanlığa yönelik şiddettir; buna karşı sessiz kalmak suç ortaklığıdır.”
“Kadınların güvenliği, devletin en temel sorumluluğudur; bu sorumluluk ertelenemez.”
“Eşitlik sadece bir ideal değil, yaşanması gereken bir hak ve zorunluluktur.”
“Kadınların özgürce yaşadığı bir ülke, geleceğe umutla bakan bir ülkedir.”
“Kadına şiddet insanlığa ihanettir.”
“Kadınlar özgürse toplum güçlüdür.”
“Eşitlik lütuf değil, haktır.”
“Kadınların yaşam hakkı kutsaldır.”
“Şiddete sıfır tolerans, eşitliğe tam destek.”
“Kadınların sesi, toplumun vicdanıdır.”
“Özgür kadın, özgür gelecek.”
“Kadınsız demokrasi olmaz.”
“Kadınların güvenliği devletin görevidir.”
“Kadınların hayatı, toplumun onurudur.”
Kadının Adı Umut
Bir gül açar karanlıkta,
Adı kadındır, ışık taşır.
Her adımında umut vardır,
Her nefesinde yarın yeşerir.
Türkan Saylan’ın kalbinde eğitim,
Afet İnan’ın sözünde tarih,
Sabiha Gökçen’in kanadında cesaret,
Kadın, geleceğin en güçlü şiiridir.
Ama gölgeler düşer bazen,
Şiddetle örselenir hayat.
Her kaybolan can,
Toplumun vicdanında kanayan bir yara.
8 Mart bize hatırlatır:
Kadın özgürse dünya güzeldir.
Kadın eşitse gelecek aydınlık,
Kadın yaşarsa insanlık onurludur.
Gülseren Delibaş
(8 Mart 2026)
Açık Kürsü'de yayımlanan içerikler, doğrudan yazarın kendi sorumluluğundadır.
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu'nun görüşlerini yansıtmayabilir.