Masanın Altından Kütüphaneye
Pınar Pala Kayar, 20 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 7 dakika
Pınar Pala Kayar, 20 Mayıs 2026
Okuma Süresi: 7 dakika
Bazı çocukluk anıları insanın içinde hiç sönmeyen bir ışık gibi yaşamaya devam eder. Benim için o ışığın adı kitaplardı. Küçükken evde masanın altına girer, kendime orada sessiz ve güvenli bir dünya kurar ve kitaplardaki sayfaların arasında kaybolurdum. O daracık alan, benim için sonsuz ihtimallerle dolu bir evrene dönüşürdü. Her kitap yeni bir pencere açar, her hikâye beni başka hayatlara, başka duygulara taşırdı. Babamın işten dönerken elinde bir kitapla eve girdiği günler ise çocukluğumun en büyük mutlulukları arasında yer aldı. Bir kitabın kapağına dokunmak, sayfalarını ilk kez çevirmek, o kendine özgü kokusunu içime çekmek… Bunlar benim için yalnızca bir okuma alışkanlığı değil, ruhuma işleyen derin bir bağın başlangıcıydı.
Aradan yıllar geçti. Çocukluğun o masum heyecanı büyüdü, şekil değiştirdi ama hiç eksilmedi. Öğretmen oldum. Yirmi yıldır sınıflara yalnızca bilgi değil, kitap sevgisi de taşımaya çalışıyorum. Çünkü inanıyorum ki kitaplarla büyüyen bir çocuk, yalnızca okuma becerisi kazanmaz. Aynı zamanda hayal kurmayı, düşünmeyi, empatiyi ve dünyaya başka gözlerle bakabilmeyi öğrenir. Bu nedenle öğrencilerimin kitaplarla gerçek bir bağ kurmasını, onları yalnızca derslerin değil hayatın da vazgeçilmez bir parçası olarak görmesini hep önemsedim.
Zaman içinde çevremdeki insanlar da bu tutkuyu fark etti. Artık biri kitap bağışlamak istediğinde çoğu zaman yolu bana düşüyor. Böylece yıllardır hem kendi sınıfım hem de görev yaptığım okullar için küçük ama anlamlı bir kitap köprüsü kurmaya devam ediyorum. Çünkü biliyorum ki bir rafta sessizce bekleyen, artık okunmadığı düşünülen bir kitap başka bir çocuğun hayatında unutulmaz bir iz bırakabilir. Belki bir çocuğun yalnızlığına arkadaş olur, belki ona ilk kez hayal kurmanın kapısını aralar.
Bir süre önce okul bahçesinde dolaşırken telefonum çaldı. Arayan arkadaşım Yusuf’tu. Pınar’cığım kitaba ihtiyaç var mı? diye sordu ve emindim sorarken alacağı cevabı da biliyordu. Olmaz mıı? dedim gülümseyerek. Bu sayede İzmir Türk Koleji (İTK) Smyrna Bornova Interact Kulübü’nün hayata geçirdiği “Büyükten Küçüğe Döngüsel Kütüphane” projesiyle yolum kesişmiş oldu.
Benim için yalnızca bir sosyal sorumluluk çalışmasından çok daha fazlasını ifade ediyor bu buluşma. Liseli öğrencilerin bir zamanlar severek okudukları ilkokul seviyesindeki kitapları bağışlamaları sayesinde dezavantajlı bir okulda yeni bir kütüphane kurulmuş olacaktı. Ancak, aslında kurulan yalnızca bir kütüphane değildi. Çocuklar arasında görünmez bir dayanışma bağı, kuşaklar arasında sessiz ama güçlü bir paylaşım köprüsüydü. İletişim kurduğum proje yöneticisi liseli gençler öylesine heyecanlı, özverili ve dinamiktiler ki gerçekten iyi bir iş çıkaracaklarından emindim. Nitekim öyle de oldu.
Bugün tüketimin hızla arttığı bir dünyada pek çok şey gibi kitaplar da çoğu zaman raflarda unutulup gidiyor. Oysa bir kitabın değeri, yalnızca okunmuş olmasında değil yeniden bir çocuğun ellerine ulaşabilmesinde de saklıdır. Bir lise öğrencisinin yıllar önce heyecanla çevirdiği sayfalar, bugün başka bir çocuğun düşlerini büyütebilir. İşte döngüsel sürdürülebilirlik tam da burada anlam kazanıyor. Tüketmeden çoğalmak, paylaşarak büyümek ve israf etmeden yeniden hayat vermek. İşte bu bilinçteki gençler bir kermes düzenlediler ve arkadaşlarından kermes için kitap desteğinde bulunmalarını istediler. Beş yüz kırk kadar kitap topladılar. Onları tek tek etiketlediler ve kutuladılar. Kitaplar için okuluma kitaplık, raf desteği sağladılar ki tüm bunlar bizimki gibi dezavantajlı bölgede yer alan bir okul için çok önemli bir destekti.
Kurulan bu kütüphane; çocuklar için yalnızca kitapların dizildiği raflardan oluşan bir alan değil merakın, umudun ve hayal gücünün filizlendiği bir yaşam alanı. Her kitapta bir öğrencinin emeği, her rafta paylaşmanın sessiz ama güçlü hikâyesi var. Belki yıllarca bir evin köşesinde bekleyen bir hikâye kitabı, bugün bir çocuğun hayatında unutamayacağı bir iz bırakacak. Çünkü bazı kitaplar yalnızca okunmaz; insanın içine yerleşir, orada yaşamaya devam eder.
“Büyükten Küçüğe Döngüsel Kütüphane” projesi bana bir kez daha şunu hatırlattı. Okuma kültürü ve okuma sevgisi de tıpkı iyilik gibi paylaşıldıkça çoğalır. Bir çocuğun elinden çıkan kitap başka bir çocuğun kalbine ulaştığında, aslında yalnızca bir nesne değil umut, emek ve sevgi de el değiştirmiş olur. Bir kitabın sayfaları arasında başlayan görünmez bağlar bir çocuğun hayallerinde kök salar sessizce büyür, çoğalır ve geleceğe aydınlık bir iz bırakır.
Açık Kürsü'de yayımlanan içerikler, doğrudan yazarın kendi sorumluluğundadır.
Eksi 18 Edebiyat Topluluğu'nun görüşlerini yansıtmayabilir.